Diz kireçlenmesi (osteoartrit), özellikle 40 yaş sonrasında görülme sıklığı artan ve zamanla hayat kalitesini belirgin şekilde düşüren bir eklem hastalığıdır. Kıkırdak dokusunun zamanla yıpranması sonucu ağrı, tutukluk, yürüme güçlüğü ve hareket kısıtlılığı ortaya çıkar. Osteoartrit ilerleyici bir hastalıktır ve ileri dönemde diz protezi gibi cerrahi operasyonlara gereksinim duyulabilir. Ancak son yıllarda hem teknolojinin hem de rehabilitasyon yöntemlerinin gelişmesiyle hastaların hayat kalitesi artmakta ve operasyon gereksinimi azalmaktadır. Bu alanda en belirgin yenilikler enjeksiyon tedavilerinde ve fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarında görülmektedir:
- Enjeksiyon Tedavileri
Diz kireçlenmesinde enjeksiyonlar ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında önemli bir yere sahiptir.
Uzun yıllardır kullanılan PRP ve Hyaluronik asit enjeksiyonları son yıllarda çok çeşitli ve daha etkili formlarda elde edilmekte olup belirgin onarıcı etkileri olan yeni tedaviler de mevcuttur. Bunlara Mezenkimal Kök Hücre (MKH) enjeksiyonları, MKH kaynaklı Eksozom enjeksiyonları, kök hücreden zengin kemik iliği aspiratı (BMAC), karın yağ dokusundan elde edilerek uygulanan Stromal Vasküler Fraksiyon tedavisi, Otolog sitokin zengin serum (Sanakin) gibi uygulamalar örnek verilebilir. Bu enjeksiyon yöntemleri ile kıkırdak ve kemik dokusunun korunması ve onarılması amaçlanır.
- Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uygulamaları
Son yıllarda fizik tedavi cihazları da yüzeyel ve derin dokularda onarım etkileri ve ağrı ve enflamasyon giderici etkileri açısından daha etkili ve çeşitli hale gelmiştir.
Düşük-orta-yüksek enerjili lazer tedavileri, Şok dalga tedavisi (ESWT), Elektromanyetik alan tedavisi, Tecar terapi gibi radyofrekans tedavileri, Biyofeedback uygulamaları, Sanal gerçeklik uygulamaları, Cybex cihazları ve çeşitli robotik cihazlar, güncel tedavilere örnek verilebilir.
Sonuç:
Enjeksiyon yöntemleri ve fizik tedavi cihazlarının çeşitliliğinin artmış olması, kireçlenme tedavisinde ameliyat gereksinimini çok azaltmaktadır. Ancak önemli olan erken tanı olup eklem koruma yöntemlerinin uygulanması ve kişiye özel egzersiz programlarının düzenli yapılması, tedavilerin etkinliği açısından son derece önemlidir.